


Türkiye kentleşme pratiğinde kuşkusuz en önemli kırılma, 20.yy’ın ikinci yarısından itibaren yaşanan “hızlı kentleşme” ve “kırdan-kente göç” dönemi ile ilişkilendirilir. Devam eden süreçte kalkınma planı, bölge planı ve çevre düzeni planı gibi kentleşme politikaları üreten araçların işlevini yitirmesi ve/veya mevcut eğilimleri, teamülleri onaylayan birer çıktıya indirgenmesi, politika yapıcıların, teknokratların kentler üzerindeki yönetme-yönlendirme kabiliyetini de neredeyse ortadan kaldırmıştır.
Başta metropoliten alanlar olmak üzere başat Anadolu kentleri mutlak bir nüfus yığılması ile karşı karşıya kalmış, kent makroformları planlanandan çok daha hızlı ve sürekli olarak, yeniden (gecekondu gibi bize özgü üretim pratikleri ile) -kendiliğinden üretilmiştir.
Aynı dönemde ise Trabzon; diğer Karadeniz kentleri gibi topoğrafya ile müzakere ederek var olma geleneğini gün geçtikçe kaybeder. Hızlı nüfus artışına paralel olarak plansız gelişen kent, devam eden süreçte üst ölçekli transit ulaşım yatırımları ile kendi genetiğini var eden “Liman kenti kimliğini”, organik ve dolaysız kıyı-yamaç ilişkisini de yitirir.
Trabzon kent makroformu, tarihsel süreklilikte eğimli yamaçların sırtları üzerinde güneye, ulaşım koridorları ile de daha güçlü bir şekilde doğu-batı aksında gelişir. Sırtını dayadığı sert coğrafya dere yatakları ile tanımlı alt bölgeler üretirken, kontrolsüz büyüme ve “kentsel arsa stoğu yoksunluğu” bu doğal-ekolojik koridorları da zaman içinde tüketir. Yerleşime elverişli olmayan bu alanlar ulaşım rotaları ve konut dışı çalışma alanları için ise elverişlidir (!).
Coğrafya Kader Değildir…
Karadeniz kıyı yerleşmeleri tarihinin bugününü, coğrafi zorunluluklar ile anlamlandırmaya çalışmak hata olur. Trabzon gibi kıyı kentlerinin özgün varoluş biçimlerini ve kimliklerini zaman içinde tüketen kentleşme politikaları, önce plansız dönemin mirası, sonrasında rant beklentisi ve siyasi kolaycılıkla açıklanabilir ancak.
Bugün en yalın tarifi ile “konforlu erişim ve hareket kabiliyetine kurban edilmiş yerleşmeler zinciridir” Karadeniz. Ulaşım aksları boyunca lineer büyüyen kentlerde fonksiyonlar arasındaki ilişkinin tekil sirkülasyonu, kent içi-kentler arası trafiği sürekli ve artarak yeniden üretir. Kentler büyüyüp geliştikçe karayolu ulaşım yatırımları erişim kontrollü yollar, köprü, tünel ve viyadükler hem kent içinde hem de kent ve kamusal kıyı arasında mutlak bir kopuşa işaret eder.
Karadeniz’de kentler sadece dağlar ve deniz gibi doğal eşiklerle sınırlı değildir artık. Üstyapı bileşenleri, beşeri coğrafyayı tanımlayan baskın yapay eşikler olarak, bizi ezber bozan yeni sloganlar üretmeye mecbur bırakır. “Karadeniz’de dağlar yollar denize paralel uzanır” …
Daha hızlı yolculuk etme sevdasıyla kendimizi dağ ve yol arasına hapsettiğimiz, sesini duyabildiğimiz, kokusunu alabildiğimiz denizi, uzak bir manzara dekoruna indirgediğimiz bu yeni varoluş biçiminde, yüzümüzü-yönümüzü inadına kıyıya ve “Denize Doğru” dönmenin yeni yollarını aramalıyız…
Hazırlanan projenin temel motivasyonu;
Test edilmemiş bir mekan senaryosu vadeden plan kurgusunu gözden geçirerek kente, yere ve işleve dair olasılıkları yeniden değerlendiren, gerçekçi aynı zamanda sürdürülebilir bir öneri geliştirmektir.
Proje alt ölçekte fonksiyon alanlarının yer seçimi, büyüklüğü ve aralarındaki harmonik ilişkiye yoğunlaşırken, üst ölçekte ağırlıklı olarak kamusal alanların ve özellikle “mutlak kamusal kıyının yerinde yeniden üretilmesini” ve sürekliliğini önceller. Halihazırda gözden çıkarılmış “Değirmendere koridorunu”, planlanan kentsel fonksiyonları azaltarak ve/veya dere çeperine iterek anlamlı bir genişlik ve süreklilikte kamusal kıyı ile buluşturmayı amaçlar.
Master plan; “artık alan” üretmeden kentsel arsa stoğunun verimli kullanımına odaklanır. Elde edilen faydayı ise kamusal açık alan olarak geri kazanmayı hedefler…
Turizm-ticaret ve “Destekleyici Merkez” kimliğini pekiştirmek amacıyla proje alanını kentsel sistemin düğüm noktaları ile dolaysız ilişkilendirmek, kamusal alanlar arasında sürekli ve konforlu bir akış sağlamak hayati önem taşır. Bu kapsamda geleneksel merkezden (meydanpark - füniküler) başlayarak, 2030 sonrası kent senaryoları için tartışılmaz bir potansiyel ihtiva eden Liman (Kamusal Kıyı) üzerinden alana yaya olarak erişebilmek, devamında doğu yönündeki kamusal işlevlere erişimi olanaklı kılmak master planın önceliklerindendir.





| Lokasyon | Trabzon | |
| Konu | Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması / Eşdeğer Mansiyon | |
| Alan | 78 Ha | |
| İşveren | Trabzon Büyükşehir Belediyesi | |
| Proje ortağı | TECE Mimarlık + Landworks Peyzaj & Kentsel Tasarım | |
| Yıl | 2026 |